Mehmet Hekim

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Kabukta dolaşan böcek, meyvenin tadını alamaz,SAHSUVAR

  

 

Günün Yazısı

ÖZEL OKULLAR VE EĞİTİMDEKİ YERİ * Mehmet HEKİM

       Ülkemizin en eski okulu son yıllarda 100'e yakın öğrenci ile var olma savaşı veren Fener Rum Erkek Lisesidir.1454 yılında eğitime açılmış. Cumhuriyetin ilk yılları ile birlikte okullaşma oranlarında hızla ilerleme kaydedildi. Önce Köy Enstitüleri açılarak öğretmen yetiştirildi, ardından bu öğretmenlerin gittiklere yerlere hızla okullar açılmaya başlandı. Her yerleşim merkezinde Atatürk ve Cumhuriyet adı ile okullar açıldı. Sonra diğerleri takip etti.

      Eğitim sistemimizi bir bütün olarak değerlendirirsek; eğitimimizdeki programlar ve sınav sistemleri, öğretmenler, genel başarı durumu gibi durumlar resmi okullar kadar özel okulları da etkiliyor. Ancak özel okulların uyguladıkları bazı farklı ilave programlar, sınıf geçme sistemleri, sosyal, kültürel, sportif alanlardaki etkinlikler, başarılı yabancı dil öğretimi sağlıklı eğitimin yapıldığı ve yeterli eğitim araç gerecinin bulunduğu bir ortamın varlığı öğrenci için daha çekicidir. Özel okullar, öğrencilerine iyi bir eğitim ortamı sağlarken, öğretmen ve yöneticilerine de düzenli hizmet içi eğitim programları uyguluyor. Bu hizmet içi etkinliklerle eğitimdeki gelişmeler zaman geçirilmeden öğrencilerle paylaşılıyor. Bu nedenlerden son yıllarda hızla özel okullar açılmaya başlandı. Büyük holdingler kendi adlarına özel üniversiteler açarken, özel ilköğretim okulları il merkezlerinden ilçe merkezlerine doğru hızla yayılmaya başladı. İlimiz genelinde özel okul sayısı 14 rakamına ulaşırken bünyesinde 3846 öğrenci ve 400 civarında öğretmeni istihdam etmektedir. Bu rakam ülke genelinde 3 milyar dolara aşan bir yatırımla, 70. 000 öğretmenin istihdamı ve 400 bine yakın öğrencinin devletin külfetinden kurtulması demektir.

     Ülkelerin eğitime ayırdıkları parayla eğitim düzeyi arasında bir paralellik vardı. Bunun en açık örneği uluslar arası sınavlara ortaya çıkmaktadır. Türkiye'nin de içersinde yer aldığı PİSA sınavlarında 57 ülke arasında Türkiye; Matematikte 45, Fen Bilimlerinde 47, Okuma Becerilerinde 39. sırada yer aldı. İlimiz için de başarı sıralamasına bakarsak; İlköğretim düzeyinde ilk 12 sıranın özel okullar tarafından paylaşıldığını görebiliriz.

     Özel okullar bir ticari kuruluş olmalarıyla birlikte, eğitime yaptıkları yatırımlar dolaysıyla desteklenmelidirler. KDV oranları düşürülerek şu anda yüzde elliye yakın kapasiteyle çalışan bu okulların, kapasiteleri artırılabilir. Daha fazla öğretmen ve öğrenci barındırmaları düşünülebilir.  Eğitimde; dünya sıralamasında pek yükseklerde değiliz. Genelde hepimiz "eğitimin devletin kontrolünde" olmasından yanayız. Ben de bu görüşe katılıyorum. Hiçbir kurum ve kuruluş kendi başına eğitim programı uygulamamalıdır. Devletin üzerinde durması gereken kurumlardan biri, olmazsa olmazı eğitimdir. Eğitime her zaman "birinci öncelik vermesi" gerektiğinde herkes hemfikirdir.

 

Karikatür

 

Şiir

Mustafa Kemal'in Kağnısı * Fazıl Hüsnü Dağlarca

Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden
Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
İnliyordu dağın ardı yasla
Herbir heceden heceden

Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik
Nam salmıştı asker içinde
Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü
Doğrulmuştu yola, önceden önceden

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar
Kocabaş çok ihtiyardı çok zayıftı
Mahzundu bütün Sarıkız, yanısıra
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafiftiler, inceden inceden

İriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti
Niceden niceden

Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu.
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha! dedi, gitmez.
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gıcır gıcır
Nasıl durur Mustafa Kemal'in Kağnısı
Kahroldu Elifcik, düşünceden düşünceden

Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer, götürür ana çocuk mermisini askerciğin
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım
Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
Düşerim gerilere iyceden iyceden

Kocabaş yığıldı çamura
Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep
Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifcik
Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden.

 

Sinema

 

Hayata Dair

Hititlerin M.Ö.2000 yılındaki duvar yazısından alınmıştır:
Tanrım beni yavaşlat.
Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir...
Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele...
Günün karmaşası içinde,bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.
Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği,belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka,götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol...
Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret;bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı,
güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı,güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı,balık avlayabilmeyi,hülyalara dalabilmeyi öğret.
Hergün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat.Hatırlat ki,yarışı herzaman hızlı koşanın bitirmediğini,yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim...
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.Bakıp göreyim ki,onun böyle güçlü ve büyük olması;yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır...
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım et ki,kaderimin yıldızına doğru,daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.
Ve hepsinden önemlisi...

Tanrım,
Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirebilmem için cesaret,
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için sabır,
İkisi arasındaki farkı bilmek için akıl;
ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver.

 

Kitap

             

 

Gülmece

Temel Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu :"Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı.Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini etegini iyice yukarı çekip, dudaklarini ıslattı ve..."_"Benden ne istersen alabilirsin" dedi,_" Ben de arabasını aldım."Dursun : "iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi."